Bir markanın satış yapmasının en iyi yolu, satış yapmaya çalışmayı bırakıp eğlendirmeye başlamasıdır. Korean Englishman (6,2 milyon abone) ve Jolly (5,2 milyon abone) gibi popüler YouTube kanallarının temelinde bu felsefe yatıyor.
İçerik üretici Josh Carrott ve Ollie Kendal’ın üniversitede tanışıp arkadaş olmasıyla başlayan bu yolculuk, küresel bir medya markasına dönüştü. Korean Englishman, niş kültürel içerikler için altın standart olmaya devam ederken Jolly, daha çok kişiliğe odaklanan bir kanal olarak kuruldu. Bu formül, Arnold Schwarzenegger‘den “Stranger Things” dizisinin oyuncu kadrosuna kadar çok sayıda ünlü ismin kanala konuk olmasını sağladı.
Bu kanalda bugüne kadar 2,6 milyardan fazla görüntüleme elde eden ikili, kitleyi elde tutma ve oturma odalarında izlenme bakımından kazandıran bir formüle dönüşen, enerjisi yüksek, uzun formatlı içerik üretiminde büyük bir başarı sergiliyor.
Josh ve Ollie ile izledikleri büyüme stratejisi ve markalarla yaptıkları en etkili iş ortaklıklarının neden ürettikleri normal içeriklerden ayırt edilemediği üzerine konuştuk.
2013’te Korean Englishman kanalını kurmaya nasıl karar verdiniz ve ikinci kanalınız Jolly’yi kurarken sizi motive eden ne oldu?
Josh Carrott: Birlikte video çekmeyi çok sevdiğimiz için YouTube’da yayın yapmaya başladık. En kolay ulaşabileceğimiz şeyleri kullandık: Benim Korece konuşabilmem ve Kore kültürünü paylaşma tutkumla Ollie’nin film çekme ve düzenleme konusundaki yeteneğini bir araya getirdik.
Korean Englishman kısa sürede geniş bir kitleye ulaştı. Ancak altı yıl sonra, iki arkadaş olarak eğlenebileceğimiz bir alanımız olmasını istediğimizi fark ettik. Jolly bu konuda deneme yapmamıza olanak tanıdı.
YouTube, samimiyete pek rastlayamadığımız bir dünyada samimi olabilmesi nedeniyle benzersiz bir ortam.
Ollie Kendal: Jolly, arkadaşlık temeli üzerine kuruldu. Bu temel, kanalın hem yaratıcılık açısından hem de kişisel açıdan son derece uzun ömürlü olmasını sağladı. İş perspektifinden baktığımızda ise farklı türde içerikler ve iş ortaklıkları için ufkumuz çok daha fazla genişledi.
“Stranger Things” dizisinin oyuncuları gibi, kültürel anlarla bağlantılı birçok ismi konuk ediyorsunuz. Geçici bir viral trend ile gerçek bir kültürel an arasındaki farkı nasıl ayırt ediyorsunuz?
Josh: Büyük ölçüde sezgilerimize güveniyoruz ama kendimize sorduğumuz ilk soru her zaman “Kitlemiz bundan keyif alacak mı?” oluyor. Bir o kadar önemli diğer bir soru da şu: “Eğleniyor muyuz?” Videoyu çekerken keyif almadığımızda bu durum izleyicilere yansıyor ve ortaya çıkan içerik eğlenceli olmuyor.
Ollie: YouTube, samimiyete pek rastlayamadığımız bir dünyada samimi olabilmesi nedeniyle benzersiz bir ortam. Geleneksel TV röportajlarında kesilecek olan, senaryoya yansımamış anları yakalamaya çalışıyoruz. YouTube’da bu anlar içeriğin ta kendisi haline geliyor.
Konuklarımızın ilgi alanları hakkında çok fazla araştırma yapıyoruz. Çünkü röportaj yaptığımız kişiyi şaşırtıp mutlu edebilirsek herkesin görmek istediği samimi anları yakalayacağımızı biliyoruz. Her konuğun, hayatının en iyi röportajını yaptığını hissetmesini sağlamaya çalışıyoruz.
Bu içerik işbirliklerinde yapılması ve yapılmaması gereken şeyler neler? Entegrasyonun değer katmasını nasıl sağlıyorsunuz?
Josh: Altın kural, ürettiğimiz içeriklerin yaratıcılık seviyesini iş ortaklıkları ve reklamlarda da korumak. Kitlemize önemsedikleri ve eğlenmelerini sağlayan benzersiz içerikler sunmamız değer yaratıyor.
Ollie: Bu yalnızca ürettiğimiz içerikle eğlenebildiğimiz zaman mümkün oluyor. Bazı markalar hareket alanımızı kısıtlıyor, bazılarıysa kitlemizi çok yakından tanımamıza güvendikleri için en iyi sonuçları elde ediyor.
NordVPN ile iş ortaklığımız bunun harika bir örneği. Beşinci yılına giren bu iş ortaklığında, NordVPN için orijinal şarkılar ve müzik videoları yapmaya başladık. Şimdiye kadar çeşitli türlerde 20’den fazla şarkı ve video hazırladık. Geçen yıl “Nessun Norda” ile Pavarotti’ye saygı duruşunda bulunduk. Bu marka bize eğlence içeriği üreten bir kanal olarak güvendiği için marka entegrasyonu da kullanıcıların atlamak isteyeceği bir bölüm olmaktan çok, videonun öne çıkan bir kısmı haline geliyor.
Josh: Ünlü isimlerle yaptığımız çalışmalar aslında reklamverenlerin filmleri tanıtmak istemesiyle başladı. Oyuncuları otantik bir Kore restoranına götürmeyi önerdik. Onlara gerçek bir deneyim yaşatarak tanıtım turları sırasındaki günlük rutinlerinin dışına çıkmalarını sağladık. Sonunda da film hakkında konuştuk.
Örneğin, “Avengers” filminin oyuncularıyla Kore’de çektiğimiz video yaklaşık 30 milyon görüntüleme aldı. Markanın Kore’de gerçekleştirdiği en büyük tanıtım etkinliğine dönüşen bu video, aynı zamanda bir marka entegrasyonuydu.
Ollie: İlk bakışta mantıklı gelmese de bir ürünü veya filmi satmanın en iyi yolu “satış yapmaya” çalışmamak. Bir şeyin bizi güldürmesini genelde iyiye işaret olarak algılıyoruz. İçeriklerimizin esprili, keyifli ve uzun ömürlü olmasını sağlamaya çalışıyoruz. Bu prensip markalarla kurduğumuz iş ortaklıkları için de geçerli. İzleyicilerimizin yaklaşık %50’si içerikleri artık TV’den izliyor. Bu nedenle şu yaklaşımı uyguluyoruz: Gerçekten şaşırtıcı, keyifli ve eğlenceli bir şey nasıl yapabiliriz?
Kitlenizin yarısının videolarınızı TV’de izlemesi yaratıcı sürecinizde değişiklik yaratıyor mu?
Ollie: Sıkıcı teknik konulardan temel stratejiye kadar her şeyi değiştiriyor. Artık görsellerimizi mobil cihazlar yerine TV’ye göre derecelendiriyoruz. Ses teknisyenimiz sesin TV standardında olmasını sağlamak için uygun miksaj stüdyoları kiralıyor. Hatta grafiklerin nasıl göründüğünü kontrol etmek için ofisteki büyük TV’de tüm ekibimizle birlikte “izleme” etkinlikleri yapıyoruz.
Josh: Video uzunluğu ile kullanılan cihaz arasında doğrudan bir ilişki olduğunu gördük. Video 14 dakikadan kısaysa TV’de izleyen kullanıcıların oranı düşüyor. Bu nedenle, artık oturma odasındaki görüntülemelere ulaşmak için uzun formatlı içerikleri özel olarak önceden hazırlayıp düzenliyoruz.
“Maksimum virallik” tarzında düzenlenen kısa ve çarpıcı içerikler büyük ölçüde YouTube Shorts‘a taşındı. Artık Shorts’u, kullanıcıları ana kanaldaki profesyonel kalitede üretilmiş, uzun formatlı içeriklere yönlendirmek için bir tanıtım aracı olarak kullanıyoruz. TV izleyicileri kitlesinde daha yüksek izlenme süreleri ve elde tutma oranları elde ediliyor. Markaların ve içerik üreticilerin istediği de tam olarak bu.
Markanın bize bu özgürlüğü tanıması sayesinde video bir reklam gibi görünmedi. […] Tüm platformlarda 150 milyondan fazla görüntüleme elde etti.
Bir kitleyi pasif izleyicilerden bir ürünü aktif şekilde satın alan tüketicilere dönüştürmenin anahtarı nedir?
Josh: Her markaya benzersiz bir şekilde yaklaşmamız gerekiyor. Kendimize “Kitlemiz bu markayı nasıl algılayacak?” sorusunu soruyoruz. Bir filmi tanıtmak, bir kullanıcıyı uygulama indirmeye ikna etmekten tamamen farklı bir iş. Prodüksiyon stilimizi hedefimize uyacak şekilde değiştirmek için gereken esnekliği göstermek zorundayız.
Ollie: “Devlet Başkanları” filmi için John Cena ve Sir Idris Elba ile çektiğimiz video buna mükemmel bir örnek. Stüdyo başlangıçta, bu içeriği bir pop-up tanıtım etkinliğinde çekmemizi istedi. Bunun yerine “İngiliz kahvaltısına karşı Amerikan kahvaltısı” konulu bir video yapmayı teklif ettik. Filmde Birleşik Krallık Başbakanı ve ABD Başkanı yer aldığından, bu fikir tematik olarak son derece uygundu.
Amerikan kahvaltısı kısmını New York’ta, İngiliz kahvaltısı kısmını da Londra’da çektik. Marka bize bu özgürlüğü tanıdığı için video bir reklam gibi değil, dünyanın en büyük yıldızlarından ikisinin yer aldığı normal bir Jolly videosu gibi oldu. Tüm platformlarda 150 milyondan fazla görüntüleme elde etti. Bu başarı, içerik üreticinin sesine güvenmenin gücünü kanıtlıyor.
David Beckham ve Ryan Reynolds gibi dünyaca ünlü konuklara nasıl ulaşıyorsunuz?
Ollie: 13 yıldır bu işle uğraşıyoruz, 10 yıldır da ünlülerle röportaj yapıyoruz. Bu seviyede bir deneyim, bu platformda pek rastlanmayan bir özellik. Los Angeles, New York ve Londra’da sanatçı rezervasyonu temsilcilerimiz, çeşitli stüdyolarla uzun süredir devam eden ilişkilerimiz var. Ancak en iyi içeriklerimizden bazıları kendi şansımızı yaratmamız sayesinde doğuyor.
Kral için Buckingham Sarayı’nda düzenlenen resmi yemeğe davet edilme şansına eriştik. Başbakan ve Prens William gibi önemli isimler etrafta dolaşırken F1 pilotu Alex Albon ile karşılaştım. Kendimi tanıttım ve Alex Albon’ın içeriklerimizi izlediğini öğrendim. Bir de baktık ki Alex Albon’la birlikte kamera karşısında yemek yiyoruz. Rekabet etmek, sürekli olarak fırsatları kollamak ve karşımıza çıkan fırsatlardan en iyi şekilde yararlanmak zorundayız.
Jolly ve Korean Englishman için bundan sonra ne planlıyorsunuz?
Ollie: Çalışmaya devam edeceğiz. Yakında ABD’ye gidip bir NASCAR pilotunun hafta sonu boyunca neler yaptığını takip edeceğiz. Ayrıca Doğu Asya’da geniş ölçekli bir video serisi yapmayı planlıyoruz.
Josh: Bunun yanı sıra sürekli olarak yeni formatlarla denemeler yapıyoruz. Jolly, ufku son derece geniş olan bir kanal. Arkadaşlığımıza sadık kaldığımız sürece kanalı neredeyse her yöne götürebiliriz. Korean Englishman’de ise başka türlü bir hedefimiz var. Çok spesifik, niş bir alanda yenilik yaratmayı ve her seferinde yeni bir soluk getirmeyi amaçlıyoruz. Ancak 13 yıl sonra bile bu işi ilk günkü kadar heyecan verici buluyorum.
Social Module
Paylaş