Türk Hava Yolları, pazarlamayı bir dizi kampanyadan ziyade, veriye dayalı bir ‘büyüme mimarisi’ olarak görüyor. Bu vizyonla, Black Friday gibi rekabetin en yoğun olduğu dönemlerde öne çıkmak için pazarlama ekibinin stratejik bir ‘yardımcı pilotu’ olarak yapay zekayı konumlandırdı. Marka, karmaşık ve zaman alan kreatif üretim görevlerini yapay zekaya devrederek, ekibin üst düzey stratejiye odaklanmasını sağladı ve insan-makine işbirliğiyle kişiselleştirmede yeni bir rota çizdi.
Rekabet türbülansından çıkış: Black Friday pazarının zorlukları
Black Friday dönemi, ABD pazarında havayolu şirketleri için markaların sesini duyurmasının zorlaştığı, yoğun bir rekabet ortamı anlamına geliyor. Onlarca farklı destinasyon için aynı anda fiyat iletişimi yapmak, hem görünürlük kazanmayı hem de satın alma niyeti yüksek kullanıcılara doğru mesajı ulaştırmayı gerektiriyor. Ancak bu ölçekte bir iletişim, kreatif üretim tarafında ciddi bir zorluk yaratıyordu. 40’tan fazla destinasyon için ayrı ayrı video üretmek, hem maliyetli hem de zaman alıcıydı. Bu nedenle kampanyalar genellikle herkese aynı mesajı gösteren birkaç genel video ile sınırlı kalıyordu.
Yapay zeka kokpitte: Kreatif üretim sürecini otomatikleştiren teknoloji
Türk Hava Yolları, bu operasyonel darboğazı aşmak için rotasını teknolojiye çevirdi. Stratejinin merkezinde, Google’ın üretken yapay zeka çözümlerini kullanarak hiper-kişiselleştirilmiş videoları ölçeklemek yer aldı. Süreç, 100’den fazla destinasyona ait statik görsellerin toplanmasıyla başladı. Bu görseller, Vertex AI kullanılarak kalite kaybı olmadan dikey formata uyarlandı. Ardından, Google’ın Veo modeli bu görselleri yüksek kaliteli, sinematik videolara dönüştürdü. Bu yaklaşım, geleneksel ve zaman alan prodüksiyon süreçlerini ortadan kaldırdı.
Markanın bu süreçte birlikte çalıştığı Mathrics Kurucusu Enis Çaga, süreci şöyle özetliyor: “Google’ın yapay zeka çözümlerini, özellikle Vertex AI ve video üretim teknolojilerini kullanarak kreatif üretim sürecini tamamen yeniden tasarladık. Bu sayede hem hız hem de ölçek anlamında büyük bir dönüşüm sağlarken, veriyle beslenen, sürekli öğrenen ve optimize olan bir pazarlama altyapısı oluşturduk.”
OMD Performance & Partnership Managing Partner’ı Emel Akman ise bu stratejik dönüşümü şu sözlerle tamamlıyor: “Friday Flyday kampanyasında odağımız ölçeklenebilir, anlamlı ve ilgili bir iletişim tasarlamaktı. Google’ın arama ve davranış sinyalleri üzerinden beslenen AI destekli kreatif üretimle, hiper-kişiselleştirmeyi operasyonel bir zorluktan stratejik bir avantaja dönüştürdük. Yüzlerce kreatif varyasyonu doğru kullanıcıyla eşleştiren bu yapı sayesinde izlenme kalitesinde ve marka etkisinde ölçülebilir, sürdürülebilir bir artış elde ettik.”
Hiper-kişiselleştirme rotası: Her yolcuya özel bir mesaj nasıl oluşturuldu?
Üretilen binlerce video varyasyonu, her bir videoyu ilgili destinasyonun fiyatı, lokasyon bilgisi ve kampanya detaylarıyla otomatik olarak eşleştiren dinamik bir veri akışına entegre edildi. Medya tarafında ise bu zenginleştirilmiş kreatifler, YouTube Video Reach Campaign 2.0 kullanılarak potansiyel yolcularla buluşturuldu. Google’ın ‘In-Market’ ve ‘Custom Intent’ gibi kitle sinyalleri sayesinde, seyahat planlayan her kullanıcının karşısına ilgi duyduğu destinasyona özel bir teklif çıkarıldı. Böylece, tek bir genel mesaj yerine, her kullanıcıya özel, kişiselleştirilmiş bir reklam deneyimi sunuldu.
İniş başarılı: Verilerle gelen zafer ve rekor metrikler
Yapay zeka destekli bu yaklaşımın sonuçları, stratejinin başarısını kanıtladı. Toplam 1.152 benzersiz video kreatif, geleneksel yöntemlere kıyasla %90 maliyet ve %80 zaman tasarrufuyla sadece üç gün içinde üretildi. Kampanya, marka metriklerinde de sınıfının en iyisi sonuçlar elde etti:
- Reklam hatırlanabilirliğinde (Ad Recall) %3 artış.
- Marka bilinirliğinde %3 artış.
- Kampanya döneminde markalı arama hacminde 7 puanlık bir yükseliş.
Türk Hava Yolları Sosyal Medya ve Dijital Medya Planlama Müdürü İnanç Emre Albayrak, “Sonuçlar kendini gösterdi. Bu da otomasyonla yapılan yerel kişiselleştirmenin gerçek ve ölçülebilir farkındalık yarattığını kanıtladı,” diyor.
Geleceğin uçuş planı: Pazarlamanın bir sonraki adımı
Bu proje, Türk Hava Yolları’na üretken yapay zekanın sadece maliyetleri düşüren bir araç değil, aynı zamanda doğru veri sinyalleriyle birleştiğinde marka etkisini ve performansı doğrudan büyüten bir kaldıraç olduğunu gösterdi. Marka için bir sonraki adım, bu yaklaşımı kampanya bazlı bir çözümden çıkarıp, sürekli çalışan bir kreatif ve veri motoruna dönüştürmek. Gelecekte fiyat değişimleri ve destinasyon talebi gibi dinamik verilerin kreatif üretimine otomatik olarak entegre edilmesi hedefleniyor. Bu başarı, kreatif üretimin artık operasyonel bir yük olmaktan çıkıp, performansı büyüten bir teknoloji altyapısına dönüştüğünün en net kanıtı oldu.
Social Module
Paylaş